Danıştay 9. Dairesi
Tarih    : 14.04.2016
Esas No : 2014/3641
Karar No  : 2016/2871
VUK Md. 3
DÜZENLENEN FATURALARIN SAHTE VE MUHTEVİYATI İTİBARİYLE  YANILTICI OLDUĞU HUSUSUNUN AÇIK VE SOMUT BİR ŞEKİLDE ORTAYA KONULMASI GEREKİR

Davacının vergisel ödevlerinin bir kısmını eksik yaptığı veya usulüne uygun olarak yerine getirmediği yönünde tespitler bulunmakta ise de, söz konusu tespitlerin davacının fatura düzenlediği tarihte faaliyette olmadığını ispatlar nitelikte bulunmaması ve düzenlediği faturaların sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu hususunun açık ve somut bir şekilde ortaya konulamaması karşısında davacının düzenlediği faturaların sahte olduğu ve bu faturaları komisyon karşılığında düzenlediği sonucuna varılması, varsayıma dayalı bir yaklaşım olacağından, davacının düzenlediği faturaların sahte olduğu ve komisyon geliri elde ettiğinden bahisle salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde isabet bulunmadığı hk.
İstemin Özeti: Davacı adına, fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde edildiğinden bahisle düzenlenen takdir komisyonu kararına dayanılarak 2008/Ocak-Aralık dönemlerine ilişkin olarak re’sen tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesinin kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir.
Karar: Uyuşmazlıkta, davacı adına, sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde edildiğinden bahisle düzenlenen takdir komisyonu kararına dayanılarak 2008/Ocak-Aralık dönemlerine ilişkin olarak re’sen tarh edilen

katma değer vergisi ile kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) bendinde; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, ancak vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu hükümlerine yer verilmiştir.
Anılan madde hükümlerinin değerlendirilmesinden, vergilendirme işlemi yapılırken, Kanun’a uygun olarak biçimlendirilen muamelelerin bu biçimselliğinin ötesine geçilerek, muamelenin tarafları arasında oluşan maddi ve hukuki ilişkinin gerçek mahiyetinin araştırılması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Kanun, gerçek mahiyetin ortaya çıkarılmasında yemin hariç her türlü delile izin vermiştir. Bu deliller, tarafların ikrarı, vergiyi doğuran olayla ilişkisi doğal ve açık bulunan tanık ifadesi, muamelenin taraflarının ekonomik ve ticari konumları, işyerlerinin durumu, arandığında bulunup bulunamamasına ilişkin tespitler olabilir.
Davacı adına salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine esas teşkil eden 01.03.2013 tarih ve VDENR-2013-A-2239/6 sayılı Vergi Tekniği Raporunda; 13.03.2001 tarihinde spot deri satışı için mükellefiyet tesisi gerçekleştirdiği, 16.01.2008 tarihinde gidildiği ancak mükellefin adreste bulunamadığı ve site yönetimince de tanınmadığı, 20.08.2009 tarihinde yapılan yoklamada mükellefin faaliyetine devam ettiği, iş yerinde bir adet masa sandalye ve 12.000 TL tutarında emtia bulunduğu, 2007 yılı için davacı 213.341 TL satış yaptığını bildirirken diğer mükellefler tarafından 1.599.255 TL alış bildirildiği, 2008 yılı için davacı 1.495.223 TL satış yaptığını bildirirken diğer mükellefler tarafından 3.164.103 TL alış bildirildiği, 2009 yılı için davacı 5.044.662 TL satış yaptığını bildirirken diğer mükellefler tarafından 3.523.305 TL alış bildirildiği, 2010 yılı için davacı 8.302.976 TL satış yaptığını bildirirken diğer mükellefler tarafından 7.090.760 TL alış bildirildiği, davacının 2007, 2008, 2009 yılları için alış bildirmediği, sadece 2010 yılında 4 ayrı mükelleften 403.635 TL alış yaptığını bildirdiği, davacının mükellefiyet kaydı 31.12.2010 tarihinde re’sen silinmiş olmasına rağmen diğer mükellefler tarafından 2011 yılında 357.676 TL alış yapıldığı ve 8.000 TL tutarında davacıya satış yapıldığının bildirildiği, 2011 döneminde Ba formuyla davacıdan mal aldığını bildiren 4 mükellef mevcut olduğu ve bu mükellefler hakkında karşıt inceleme tutanaklarında mükelleflerin davacıyı tanımadıkları ödemelerin genellikle nakit yapıldığının belirtildiği, yapılan yoklamada tespit edilen işletme kapasitesinin, mükellefin beyan ettiği ve Ba-Bs formlarında düzenlediği tespit edilen fatura tutarları ile orantısız olduğu, davacının 2010 yılında 48.335 TL mal aldığı şahıs hakkında düzenlenen karşıt inceleme tutanağında ise şahsın davacıya mal satmadığı ve defter kayıtlarında ve belgeleri arasında davacı adına düzenlenmiş fatura bulunmadığı, alış veriş yaptığı firmalar hakkında karşıt inceleme yapmak için defter belge isteme yazısı tebliğ edilmesine rağmen hiçbiri tarafından herhangi bir bilgi verilmediği ve defter ve belge ibraz edilmediği, 23.11.2012 tarihinde davacıya defter belge isteme yazısı tebliğ edildiği, davacının 30.11.2012 tarihinde vergi dairesine gelerek, 2006 ve 2009 yılları arasında mali müşavirinin 2009 yılında vefat ettiği, defterlerinin onda olduğu ve kendisinin vefatından sonra defterlerine ulaşamadığı, 2010 yılı defterlerinin ise mali müşavir tarafından tutulduğu, ancak defterlerini kaybettiğini ifade ettiği, geçmiş dönem beyannamelerinin çoğunlukla bu şahıs tarafından verildiği, şahıstan davacının yasal defterlerinin akıbetine ilişkin bilgi istenmiş olup konuyla ilgili bir bilgisinin olmadığını belirttiği görülmektedir.
Yukarıda yer alan tespitlerin değerlendirilmesinden, davacının vergisel ödevlerinin bir kısmını eksik yaptığı veya usulüne uygun olarak yerine getirmediği yönünde tespitler bulunmakta ise de, söz konusu tespitlerin davacının fatura düzenlediği tarihte faaliyette olmadığını ispatlar nitelikte bulunmaması ve düzenlediği faturaların sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu hususunun açık ve somut bir şekilde ortaya konulamaması karşısında davacının düzenlediği faturaların sahte olduğu ve bu faturaları komisyon karşılığında düzenlediği sonucuna varılması, varsayıma dayalı bir yaklaşım olacağından vergi mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu durumda, davacının düzenlediği faturaların sahte olduğu ve komisyon geliri elde ettiğinden bahisle salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde isabet bulunmadığından davanın reddine ilişkin vergi mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, Vergi Mahkemesi’nin kararının bozulmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.

Join Our Mailing List

Thank you for your message. It has been sent.
There was an error trying to send your message. Please try again later.

Once Weekly Webinar

Free Webinar Once Per Week

Our free webinar runs once per week and is available to anybody who wants to know more about getting started on the road to financial freedom.