1. GİRİŞ
Devlet, toplumsal refahın arttırılmasına destek sağlamak, kamu giderlerinin karşılanmasına kaynak oluşturmak, vatandaşlara kaliteli hizmet sunabilmek amacıyla, Anayasal görev olan vergi gelirlerini toplama işlevini, adalet, tarafsızlık, hakkaniyet ve verimlilik ilkeleri çerçevesinde, 01.01.1954 yılında yürürlüğe koymuş olduğu 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri ile yerine getirmektedir. Bu aşamada devlet, kamu alacaklarının tahsilini sağlamak ve bu konuda gerekli tedbirleri almak görevini 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile kurulan Gelir İdaresi Başkanlığına vermiştir.
6183 sayılı kanun;
– Genel esaslar
– Amme Alacaklarının Cebren Tahsili
– Zamanaşımı, terkin, yasaklar, cezalar ve son hükümler olmak üzere kendi içinde bölümlere ayrılmıştır.
E-Haciz uygulaması cebren tahsil bölümü içerisinde yer almaktadır. Cebren tahsil ; 6183 sayılı kanunun 54. maddesi ile düzenlenmiş olup, kamu borçlusu tarafından kanunlara ve usule uygun olarak ödenmeyen kamu alacağının, devlet ile borçlunun menfaatleri korunacak şekilde zor kullanmak suretiyle alınmasıdır. Bu sürecin başlayabilmesi için ise borcun vadesinde ödenmemiş olması, borçluya ödeme emri düzenlemek suretiyle borç miktarının tebliğ edilmesi, tebliğ tarihini takip eden yedi günlük süre içerisinde ödenmemesi ve neticesinde borcun kesinleşerek borçlu adına haciz varakası düzenlenmesi gerekmektedir. Aksi halde bu süreç tamamlanmadan kamu alacağının cebren tahsili için borçlu adına E-Haciz tatbiki mümkün değildir. E-Haciz işlemi; şu an ki uygulamada borçlunun banka hesaplarına ve adına kayıtlı taşıtlarına alacaklı tahsil dairesince elektronik ortamda haciz tatbiki olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu süreç çok kısa sürede yapılmakta, zaman kaybını ve posta ve tebliğ giderlerini ortadan kaldırmaktadır. Zira geçmiş dö- nem uygulamalarında bu işlem haciz bildirisinin düzenlenmesi, bankalara ve emniyet müdürlüklerine tebliğ edilmesi aşamasından sonra gerçekleşmekte ve bu süreçten sonra hüküm ifade etmekte bu da zaman kaybına ve yüksek miktarlarda tebliğ masrafı ile birlikte iş yükünün artmasına sebebiyet vermektedir. Bu zaman kaybı bazen borçlular tarafından kötü amaçlı kullanılabileceği ve kamu alacağının tahsili güçleştirebileceği göz ardı edilmemelidir. E-Haciz uygulaması ile zaman kaybı ortadan kaldırılmış olup hak ve alacak hacizleri kısa sürede tatbik edilmeye başlamış ve tahsilatı hızlandırmıştır. Bu tür uygulamaların kapsamının genişletilerek gayrimenkullere, istihkaklara ve diğer üçüncü kişiler üzerindeki hak ve alacaklara da uygulanması kamu alacaklarının kısa sürede tahsiline önemli bir katkı sağlayacağı kanaatindeyim.
2. KAMU ALACAĞININ TAHSİLİNDE E- HACİZ UYGULAMA SÜRECİ VE ESASLARI
Kamu alacağının cebren tahsil edilebilmesi için ödeme süresi içerisinde ödenmeyen amme alacağının 6183 sayılı kanunun 55 inci maddesi gereğince, yedi gün içinde ödenmesi veya mal bildiriminde bulunmaları için borçlu adına düzenlenen ödeme emri ile aynı kanunun 58, 60, 111 ve 114 üncü maddeleri hükmüne göre;
a) Borcunuzun, menkul ve gayrimenkul mallarınızla her türlü hak ve alacaklarınız haczedilerek paraya çevrilmek suretiyle tahsil edileceği,
b) Mal bildiriminde bulununcaya kadar 3 ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik olunacağınız,
c) Mal bildirimini gerçeğe aykırı surette yaptığınız veya yaşayış tarzınız mal bildiriminize uymadığı taktirde 3 aydan 1 yıla kadar hapis ile cezalandırılacağınız,
d) Hacze kabil malınız olmadığı yolunda bildirimde bulunmanız halinde bu bildirimle birlikte veya bildirim tarihinden itibaren 15 gün içinde en son kanuni ikametgah ve işyeri adresinizi, dahimi mükellefiyetiniz bulunan diğer tahsil dairelerini ve kamu idarelerini ve dairelerdeki hesap ve kayıt numaralarını bildirmediğiniz ve nüfus suretini vermediğiniz taktirde elli güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacağınızı hususu tebliğ olunur. Üçüncü şahıslardaki menkul malların, hak ve alacakların haczi 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 79. maddesine göre yapılmaktadır. Söz konusu 79. madde” (5479 sayılı kanunun 5. maddesiyle değiştirilen ve 08.04.2006 tarihinden itibaren yürürlüğe giren madde) Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş , ücret kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılır. Tahsil dairesi tarafından tebliğ edilecek haciz bildirisi ile; bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceği ve amme borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edebileceği ve malın amme borçlusuna verilmemesi gerektiği, aksi takdirde amme borç- lusuna yapılan ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek zorunda kalacağı… üçüncü şahsa bildirilir. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilir… Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs, borcu olmadığı, malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği yada kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde , mal elde borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.” denmektedir. Cebren tahsil hükümleri çerçevesinde yapılan mal varlığı araştırmasında tespit edilen hak ve alacaklara bahsi geçen madde hükmüne göre E-Haciz uygulanmak suretiyle kamu alacağının tahsili yoluna gidilmektedir. Mevcut uygulamada E-Haciz ; Amme borçlusunun banka hesaplarına ve adına kayıtlı taşıtlarına haciz konulmak suretiyle uygulanmaktadır.
 

2.1. Banka Hesaplarına E- Haciz Uygulama Süreci
E-Haciz, 2008 yılından itibaren amme borçlularının bankalardaki ve merkezi kayıt kuruluşlarında bulunan hak ve alacaklarına uygulanmaya başlamıştır. Kamu alacağının tahsili amacıyla tahsil daireleri, borçlu mükellefin , ünvanı, adı soyadı, borcun türü, tutarı, yılı, vadesi bilgileri içeren bir listeyi VEDOP ( Vergi Dairesi Otomasyon Programı) uygulamaları gereğince elektronik ortamda bağlı bulundukları Vergi Dairesi Başkanlıklarına bildirilir. Vergi Dairesi Başkanlıkları bu listeleri elektronik ortamda Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı Tahsilat Grup Müdürlüğüne derhal bildirir. Buradan da bu listeler elektronik ortamda Türkiye çapındaki bankaların genel müdürlüklerine bildirilir. Bankalar, bildirilen bu listeler üzerinden borçlular adına kayıtlı hesaplara haciz tatbik eder. Böylece bankalar genel müdürlükleri aracılığıyla borçluların tüm şubelerindeki hesaplarına haciz tatbik etmiş olurlar. Bu süreç çok kısa zamanda sonuçlanmakta ve zaman kaybı ortadan kalkmaktadır. Oysa tüm bu işlemlerin yazışma yapmak suretiyle yapılması istenildiğinde, öncelikle yazışmaların yapılması, borçluların hesaplarının bulunduğu şubelerin tespit edilmesi ve bu şubelerdeki hesaplara tebliğ edilmek üzere haciz bildirisi düzenlenip şubelere ayrı ayrı tebliğ edilmesi gerekmektedir. Bu işlemlerin ne kadar masraflı ve uzun zamanlı bir süreç olduğu daha net anlaşılmaktadır. Bu uygulamadan vazgeçilerek Elektronik haciz uygulamasına sistemine geçilmesinin kamu alacağının takibi ve tahsili açısından ne kadar yararlı uygulama olduğu aşikardır.
2.1.1. Ticari Faaliyeti Devam Eden veya Gayri Faal Borçlunun Banka Hesaplarında Bulunan Hak ve Alacaklarına E-Haciz Uygulama
Ticari faaliyetine devam eden veya işyerini terk etmiş ancak herhangi bir yerde çalışmayan, emekliliği bulunmayan amme borçluları borçlarını ödeme süresi içerisinde ödemedikleri taktirde bu suretle adına cebri takip başlatılan borçlunun ilgili kanun hükümleri gereğince banka hesaplarına E-Haciz uygulanmak suretiyle cebri tahsil işlemi gerçekleşmektedir. Burada dikkat edilecek husus, haciz bildirisinde belirtilen borç kadar haciz konulması arta kalan kısım mevcut ise borçlunun tasarruf hakkının bankaca kısıtlanmaması açısından haczi uygulayan amme alacaklısının bu haczi derhal kaldırmasıdır. Aksi halde borçlunun mağduriyeti söz konusu olabilecektir. Borçlu şayet, alacaklı idare ile anlaşmak suretiyle borcunu tecil-taksitlendirme yapması yada herhangi bir af kapsamında yapılandırması halinde E-Haczin kaldırılmasını talep etmeli ve E-Haciz kaldırılmalıdır.
2.1.2. Herhangi bir İşverene Bağlı Çalışan Amme Borçlusunun Banka Hesaplarında Bulunan Hak ve Alacaklarına E-Haciz Uygulama
Amme borçlularının bir işverene bağlı olarak ve ücretli çalışması halinde hak ettiği ücret ve diğer hak ve alacakları, banka hesaplarına yatırılmaktadır. Alacaklı tahsil dairesinin bunu tespiti yada borçlunun bu durumu bildirmesi durumunda ilgili idare çalıştığı işverene haciz bildirisi tebliğ etmekte ve borçlunun maaş ve benzeri tüm hak ve alacaklarına haciz tatbik edilmiş olmaktadır. Bu süreçten sonraki yükümlülük 6183 sayılı kanunun 79’uncu maddesi gereğince işverene aittir. Öte yandan , 6183 sayılı kanunun 71’inci maddesinde; “Aylıklar , ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok dörtte birinden az olamaz. Asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlası haczolunamaz.” hükmü yer almaktadır. Yine 6183 sayılı kanunun 22’nci maddesinde ise, “Amme alacağını borçlusundan kesip tahsil dairesine ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahıslar, bu vazifelerini kanunlarında veya bu kanunda belli edilen zamanlarda yerine getirmedikleri taktirde, ödenmeyen alacak bu hakiki ve hükmi şahıslardan bu kanun hükümlerine göre tahsil olunur.”denmektedir. Bu maddeler hükmü gereğince işverence yapılan kesintiler, borçlu adına alacaklı tahsil dairesine veya hesabına yatırılır. İşverenin sorumluluğu, alacaklı amme idaresi tarafından tebliğ edilen haciz bildirisindeki borç miktarı ile sınırlı olup, borç bitene kadar devam eder. Bu süreçteki diğer önemli bir husus ise, borçlunun hak ve alacaklarına aynı zamanda icra müdürlüklerinin de haciz haciz tatbik etmesi halinde, 6183 sayılı kanunun 21’inci maddesi ; “Üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden evvel o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulursa bu alacak da hacze iştirak eder ve aralarında garameten taksim olunur. Genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç ile vergi cezaları ve bunlara bağlı zam ve faizler için tatbik edilen hacizlerde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 268. maddesinin birinci fıkrasının son hükmü uygulanmaz.” Hükmü gereğince yapılan kesinti garameten taksim (paylaştırma) suretiyle alacaklıların hesabına aktarılır. Bilindiği üzere sıra cetveli hazırlama yetkisi icra müdürlüklerinde bulunduğundan garameten taksim işverenden değil icra müdürlüğünden talep edilmelidir. Haciz tutarları ne olursa olsun işverenin kesinti tutarı , 6183 sayılı kanunun 71’inci maddesinde belirtilen en çok 1/3 ila en az 1/4 ‘ü asgari ücretin ise 1/10’unu aşamayacaktır. Garameten taksim bu tutar üzerinden yapılabilecektir. Bu kanun maddeleri ile, amme alacaklarının tahsili, aynı zamanda çalışanının tüm hak ve alacaklarının kesilmesi engellenerek kendisini idame etme imkanı sağlanmıştır. Bilindiği üzere, 18.2008 tarih ve 27058 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik ile ücret, prim, ikramiye nitelikteki her türlü istihkakların bankalar aracılığıyla ödenmesi zorunludur. Bu yönetmelik gereği çalışanların istihkakları bankalara açılan hesaplara ödenmektedir. Şayet istihkak sahibi çalışan bir kamu borçlusu ise adına açılan bu tür hesaba da E-Haciz uygulanabilecektir.
2.1.3. Emekli Olmuş Amme Borçlusunun Banka Hesaplarındaki Hak ve Alacaklarına E-Haciz Uygulama
Türk bankacılık sisteminde hesapların işleyişi ile ilgili olarak Maaş Hesabı adı altında bin hesap düzeni yer almamaktadır. Borçlunun da hangi kanunlara göre emekli olduğu bilgisi de banka kayıtlarında yer almadığından Banka hesaplarına gönderilen E-Hacizlerle borçlunun maaş hesaplarına haciz konulmaktadır. Bilindiği gibi, 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun;
a) 93 üncü maddesinde;” Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir aylık ve ödenekler 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde icra müdürü tarafından reddedilir.” hükmü,
b) Geçici 1 inci maddesinde; “ Bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında , 1479 sayıl Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar bu kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir…” hükmü,
c) Geçici 4 üncü maddesinde; “ Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle 5434 sayılı kanuna göre ; aylık , tazminat, harp malüllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 5454 sayılı kanunun 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçiliği sona erenlerden tahsis talebinde bulunacaklar ile bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı kanun hükümlerine göre tahsis talebinde bulunanlardan işlemi devam edenler hakkında, bu kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı kanun hükümlerine göre işlem yapılır. 5434 sayılı kanuna göre iştirakçi olup bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra bu kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak çalışmaya başlayanlardan vazife malüllüğü kapsamına girenler hakkında, bu kanunun 47 nci maddesinin birinci fıkrasına göre işlem yapılır. Bu kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu kanun yürürlüğe tarihten önce 5434 sayılı kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu kanun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu kanunla yürürlükten kaldı- rılan hükümleri de dahil 5434 sayılı kanun hükümlerine göre işlem yapılır… Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, arttırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır…” hükümleri yer almaktadır. 5510 sayılı kanunun 93 üncü maddenin yukarıda belirtilen hükümleri birlikte ele alındığında, yürürlük tarihi olan 1 Ekim 2008 tarih itibariyle kendisine 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununa göre emekli aylığı bağlanmış olanlar ile bu tarihten önce devlet memuru olarak atananlara bağlanacak emekli aylıkları hakkında 5434 sayılı kanunun hükümlerinin (5510 sayılı kanunla yürürlükten kaldırılanlar dahil) uygulanması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Buna göre, 5510 sayılı kanunun konu ile ilgili maddelerinin yürürlük tarihi olan 1 Ekim 2008 tarihinden sonra devlet memuru olarak atanmış olanlara bağlanacak emekli aylıkları 5510 sayılı kanunun 93 üncü maddesi kapsamındayken, bu tarihten önce devlet memuru olarak atanmış olanlar ile kendilerine 5434 sayılı kanuna göre emekli aylığı bağlananlar hakkında 5510 sayılı kanunun 93 üncü maddesi hükmünün tatbiki mümkün bulunmamaktadır. Bu itibarla, özel kanun niteliğindeki 5434 sayılı kanun kapsamında bağlanan aylıkların haczedilemeyeceğine ilişkin bu kanunda herhangi bir hüküm bulunmadığından, 6183 sayılı sayılı kanunun uygulanmasında 1 Ekim 2008 tarihinden önce devlet memuru olarak atananlara bağlanmış veya bağlanacak olan emekli aylıklarının haczedilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu nedenle, E-Haciz tatbik edilen banka hesaplarının emekli maaşı hesabı olup olmadığı ve söz konusu emekli maaşının hangi kanun ( 506, 1479, 5434, 5510 sayılı kanunlar) kapsamında olduğunun araştırılması ilgili kurumdan bilgi alınması şayet emekli maaşı 506 sayılı SSK kanunu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Sağlık Sigortası kanunu kapsamında ise E-Haciz konulmamalı, konulmuş haciz var ise de haciz tatbik edildiği tarihteki emekli maaşından daha yüksek bir tutarın mevcut olması halinde o ayki maaş tutarını aşan kısmın mevduat olarak kabul edilerek bankadan tahsil edildikten sonra haczin kaldırılması gerekmektedir.
2.2. Borçlunun Adına Kayıtlı Taşıtlara E-Haciz Uygulama
E-Emniyet Haczi, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 5, 20, ve 121 inci maddeleri ile 6183 sayılı A.A.T.U.H.K. nun 77 inci maddesine dayanılarak hazırlanan ve Emniyet Genel Müdürlüğü ile Gelir İdaresi Başkanlığı arasında imzalanan protokole istinaden araç tescil kayıtlarına elektronik ortamda “Takyidat Şerhi” eklenilmesi ve aynı şekilde yine elektronik ortamda kaldırılması işleminden ibarettir. Bu işlemler neticesinde borçlular adına kayıtlı oldu- ğu tespit edilen araçlar üzerindeki E-Haciz şerhleri sistem üzerinden ve elektronik ortamda yapılmak suretiyle araçların devri engellenmiş olmakta kamu alacağı güvence altına alınmaktadır. Söz konusu protokolden önce, yazışma yapmak suretiyle gönderilen haciz şerhi işlemleri tıpkı banka hacizlerinde olduğu gibi tebliğ edilmek ve işlem tesis edilmek üzere Trafik Tescil Şubelerine gönderilmektedir. Bu süreç, zaman kaybına ve masrafa (zarf, kağıt, pul vs) sebebiyet vermektedir. Aynı şekilde haciz kaldırılması sürecinde de aynı kayıplar oluştuğu gibi borcunu ödeyip haczin kaldırılmasın talep eden araç sahibinin geçen zaman süreci içerisinde mağduriyeti söz konusu olabilmekte idi. E- Emniyet haczi ile bu tür sıkıntılar en aza indirilmiş olup, haciz konması da haczin kaldırılması da elektronik ortamda ve çok kısa sürede sonuçlanmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de araçların devirden sonra Trafik Tescil Şubelerine zamanında bildirilmesi ve devir alan adına kayıtlarının ivedilikle yapılması gerekmektedir.
3. SONUÇ
Devletin asli görevlerinden biri olan kamu hizmetinin ifası için bir bazı kaynaklara ihtiyacı vardır. Bu kaynakların en önemli unsurlarını da vergi, resim, harç ve diğer kamu gelirleri oluşturmaktadır. Anayasanın 73. maddesi herkesi; Kamu giderlerinin karşılanabilmesi ve kamu hizmetlerinin yerine getirilebilmesi için mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü kıldığından, usulüne uygun şekilde çıkarılmış yasalarla getirilen vergi mükellefiyetini kabullenmek bir vatandaşlık görevidir. O halde bu yükümlülüklerin zamanında ve usule uygun olarak yerine getirilmesi gerekmektedir. Aksi halde Devletin kamu alacaklarının tahsili amacıyla 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun cebren tahsil hükümleri çerçevesinde, yükümlü- lüğünü yerine getirmeyen amme borçluları hakkında gerekli yaptırımların uygulanması kaçınılmaz olacaktır. Bu yaptırımlardan biri de E-Haciz uygulamasıdır. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde E-Haczin bir cebren tahsil şekli olduğu, hangi durumlarda ve koşullarda uygulanabileceği ve sonuçları hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca, E-Haczin uygulamada kamuya sağladığı faydaların neler olduğu, amme borçlusunun mağduriyetlerinin oluşmaması için hangi hususlara dikkat edilmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır. Özellikle çalışanların ve emeklilerin borçlarından dolayı maaşlarına konulan banka e-hacizlerinin yarattığı sorunlar ve diğer sorunların çözüm önerileri ile E-Haciz uygulamasının yararları anlatılmıştır. Bu uygulamada bazı hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Amme borçlularının bankalar ile olan ilişkilerinde riskli müşteri algısı yaratılmamalıdır. Bilindiği üzere, elektronik ortamda gönderilen haciz bildirisinde belirtilen toplam kamu alacağı, tüm banka ve şubelerine tebliğ edildiğinden, şubeler bu hususa dikkat etmeli irtibat halinde olmalı herhangi bir banka veya şubedeki hak ve alacak borca yetecek miktarda ise artan hak ve alacağa haciz tatbik edilmemelidir. Amme alacağı tahsil edilir edilmez de hacizler elektronik ortamda ve ivedilikle kaldırılmalıdır. Maaş hesapları ayrıştırılmalı haciz tatbik edilmemesi gereken maaşlar (emekli maaşı vs.) üzerine haciz konulmamalı ve bu durum haczi talep eden kuruma iletilmelidir. Gerekli alt yapı çalışmaları tamamlanarak, halen Bankalar ile Emniyet Genel Müdürlüğü nezdinde yapılan bu tür protokollerin Tapu Genel Müdürlüğü, ilgili diğer kurum ve kuruluşlar ile yapılması ve E-Haczin bu kurum ve kuruluşlar nezdinde de uygulamaya geçilmesinin çok faydalı olacağı kanaatindeyim.


KAYNAKÇA
Gerçek, Adnan (2013). Kamu Alacaklarının Takip ve Tahsil Hukuku. [y.y.] : [yayl.y.]
Gülseven, Mustafa (1999). Açıklamalı-İçtihatlı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun. [y.y.] : [yayl.y.]
Maliye Bakanlığı (07.08.2004). 1 No’lu Tahsilat Genel Tebliği. Ankara: Resmi Gazete (25546 sayılı)
T.C. Yasalar (21.07.1953). 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun. Ankara: Resmi Gazete (8469 sayılı)
T.C. Yasalar (31.05.2006). 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Sağlık Sigortası Kanunu. Ankara: Resmi Gazete (26200 sayılı)
Kaynak: Mali Çözüm Dergisi’nin 138. Sayısı