213 sayılı VUK 161 maddede İŞİ BIRAKMANIN TARİFİ”Vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona ermesi işi bırakmayı ifade eder.”denilerek tarif yapılmış,fakat kişilerin faaliyetini sürdürdüğü ARAÇ , İŞ YERİ vb Haczedilmeleri Ticari faaliyetin imkanına kalmadığı varsayımı ile 2577 sayılı kanunun TEMYİZ İNCELEMESİ ÜZERİNE VERİLECEK KARARLAR başlıklı 49 maddenin 1 fıkrası olan “Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.”ifadesinden ötürü Danıştay alt mahkemelerin vermiş olduğu uygunsuz kararları bozar..
ÖZET :Davacının faaliyetini yürüttüğü aracın fiilen HACZEDİLMESİ nedeniyle TİCARİ faaliyetin devamına imkan kalmadığı, davacının bir başka aracının da bulunmadığı ve bir başka şekilde faaliyetin yürütüldüğüne ilişkin bir tespit de yapılmadığı açık olduğundan tüm bu hususlar hakkında bilgi sahibi olan vergi dairesince MÜKELLEFİYET kaydının aracın haczedilip parka çekildiği tarih itibarıyla TERKİNİ gerekirken ,davacı talebinin reddine ilişkin işlemde isabet görülmediği hakkında…..
Sonuç olarak alt mahkemenin vermiş olduğu mükelefiyet  kararı ısrarında danıştay alt mahkemenin kararını bozmuş davacı aleyhine karar vermiştir.
T.C. Danıştay 4. Daire
E.No : 2004/2428 K.No : 2005/1543
T: 19.9.2005
Temyiz Eden : …
Karşı Taraf : Çorum Vergi Dairesi Müdürlüğü – ÇORUM
İstemin Özeti : Nakliye işinde kullandığı aracı 18.3.2002 tarihinde haczedilen davacı, aracın satışının yapıldığı 26.8.2003 tarihine kadar hiçbir faaliyetinin olamayacacağını ileri sürerek mükellefiyetinin fiili haciz tarihinden itibaren iptali istemiyle dava açmıştır. Çorum Vergi Dairesi Müdürlüğü, 29.9.2004 günlü ve E:2004/140, K:2004/226 sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 161 inci maddesinde, vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulmasının ve sona ermesinin işi bırakmayı ifade edeceği, işlerin herhangi bir sebep yüzünden geçici bir süre için durdurulmasının işi bırakma sayılamayacağının belirtildiği, davacının nakliye işinde kullandığı aracın 18.3.2002 tarihinde fiilen haczedilerek yedi emine teslim edildiği, 20.8.2003 tarihinde haczin kaldırılması üzerine aracın 26.8.2003 tarihinde satıldığı, davacının 22.9.2003 tarihli dilekçesi üzerine davacının ihtirazi kayıt koymaksızın imzaladığı 26.9.2003 tarihli yoklama fişindeki tespite göre 26.8.2003 tarihi itibarıyla mükellefiyetinin terkin edildiği, davacının daha sonra 7.4.2004 tarihli dilekçeyle mükellefiyetinin 18.3.2002 tarihi itibarıyla terkini isteminin reddi üzerine dava açıldığının anlaşıldığı, aracın 26.8.2003 tarihinde satılmış olması, davacının bu tarih itibarıyla mükellefiyetin terkinini istemiş olması ve 26.9.2003 tarihli yoklama fişinin itirazsız imzalanması karşısında işi bırakmanın 26.8.2003 tarihinde gerçekleştiği sonucuna varıldığı gibi ticari faaliyetin herhangi bir unsurunun haczedilmesinin ticari faaliyetin mutlak anlamda devamına imkan bulunmadığını göstermeyeceği, yapılan işlemin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Davacı, aracın fiilen haczedilip, parka çekilmesi nedeniyle faaliyetin imkansız hale geldiğini, haciz kaldırılmadan araç satılamadığı için işi bırakmanın daha önce bildirilemediğini, işlemin yasa ve usule uygun olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.
Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Tetkik Hakimi Hayrettin Korucu’nun Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı A.Kemal Terlemezoğlu’nun Düşünces: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
İş sahibinin işini terk etmiş sayılabilmesi için o işle ticari ve iktisadi bütün ilişkilerinin kesilmiş bulunması gerekmektedir.
Ayrıca, yük ve yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan mükelleflerin vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona erdirilmesi için vasıtalarını noter satış sözleşmesi veya senetli satmaları icap etmektedir. Başka bir ifade ile trafikten tescilinin terkin edilmediği sürece işe devam ettiğinin kabulü gerekir.
Haczedildiği 18.3.2002-26.8.2003 arası dönemlerde trafik kayıtlarında araç yükümlü adına kayıtlı olduğu dikkate alındığında işi terkten bahsetmek mümkün bulunmamaktadır.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun işi bırakmanın bildirilmesi başlıklı 160 ıncı maddesinde 153 üncü maddede yazılı mükelleflerden işi bırakanların, keyfiyeti vergi dairesine bildirmeye mecbur oldukları, işi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi halinde mükellefin işi bırakmış addolunacağı ve mükellefiyet kaydının vergi dairesince terkin edilebileceği hükmüne yer verilmiştir.
161 inci maddede de vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulmasının ve sona ermesinin işi bırakmayı ifade edeceği belirtilmiştir.
Bu düzenlemelere göre vergiye tabi muamelelerin durdurulması ve sona ermesinin işi bırakmayı ifade edeceği, bu durumun tespiti halinde mükellefiyet kaydının terkini konusunda vergi dairesinin yetkili olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının faaliyetini yürüttüğü aracın 18.3.2002 tarihinde fiilen haczedilip, yediemine teslim edildiği 20.8.2003 tarihinde haczin fekkine karar verilmesi üzerine 26.8.2003 tarihinde davacı tarafından araç satılarak 22.9.2003 tarihli dilekçeyle işin bırakıldığının bildirildiği, davacı tarafından itirazsız imzalanan 26.9.2003 tarihli yoklama fişiyle; 26.8.2003 tarihinde araç satılarak nakliye işine son verildiği, başka bir aracının bulunmadığının tespit edildiği ve 26.8.2003 tarihi itibarıyla mükellefiyet kaydının tarkin edildiği ancak davacı tarafından verilen 7.4.2004 tarihli dilekçe ile mükellefiyet kaydının aracın fiilen haczedildiği 18.3.2002 tarihi itibarıyla terkini yolundaki talebin reddi üzerine dava açıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacı tarafından verilen ilk dilekçe ile mükellefiyetin 26.8.2003 tarihi itibarıyla terkini istenmişse de davacının faaliyetini yürüttüğü aracın 18.3.2002 tarihinde fiilen haczedilmesi nedeniyle ticari faaliyetin devamına imkan kalmadığı, davacının bir başka aracının da bulunmadığı ve bir başka şekilde faaliyetin yürütüldüğüne ilişkin bir tespit de yapılmadığı açık olduğundan tüm bu hususlar hakkında bilgi sahibi olan vergi dairesince mükellefiyet kaydının aracın haczedilip parka çekildiği 18.3.2002 tarihi itibariyle terkini gerekirken davacı talebinin reddine ilişkin işlemde ve Mahkemece bu işleme karşı açılan davanın reddi yolunda verilen kararda isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile Çorum vergi Mahkemesinin 29.9.2004 günlü ve E:2004/140, K:2004/226 sayılı kararının bozulmasına 19.9.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: SMMM Hikmet Yıldırım Kılınçarslan-bozokhkmt.blogspot.com.tr

Join Our Mailing List

Thank you for your message. It has been sent.
There was an error trying to send your message. Please try again later.

Once Weekly Webinar

Free Webinar Once Per Week

Our free webinar runs once per week and is available to anybody who wants to know more about getting started on the road to financial freedom.