Haciz, borcunu ödemeyen borçlunun menkul taşınabilir, gayrimenkul taşınmaz mallarına ve alacaklarına alacaklının talebi üzerine adli ve idari makamlarca el konulmasıdır.
Çalışanlar farklı nedenlerle borçlarını ödeme zorluklarına girmekte  ödememe durumunda ise maaşlarına haciz koydurularak tahsil yoluna gidilmektedir. İşverenler de bu süreçte yapması gereken iş ve işlemler nedeniyle muhatap olmaktadır. İşyerlerinde bu sürecin muhatabı genelde insan kaynakları veya muhasebe birimleridir. Esasında işvereni dolaylı olarak ilgilendiren haciz kesintileri konusu, doğru yönetilemediği takdirde hukuki ve cezai sorumluluk çerçevesinde olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.
İşveren, işçinin ücretinden yapılacak haciz kesintisinde doğrudan değil dolaylı muhataptır. Burada esas olarak işçi ile bir diğer kişi/şirket/kurum arasında borç-alacak ilişkisi vardır. Fakat işçinin bu borcu zamanında ödememesi ve konunun icra takibi aşamasına gelmesi, işvereni de sürece dahil etmektedir. İcra ve İflas Kanunu gereği, hakkında haciz kararı verilen çalışanın ücretinden gerekli kesintiyi işveren veya işveren adına yetkili kişi yapmak zorundadır (Md.355).
İşveren ücretten kesinti yapmazsa, işçinin icra dairesine ödenmesi gereken ücret kesintisi kadar tutar, işverenden tahsil edilir (İİK/Md.356). Fakat işçinin bu borcunu ödeyen işveren, söz konusu meblağı işçiden tahsil edebilir.

 

Yasa koyucu İcra ve İflas Kanunu’nun 83. maddesinde de;  “Maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hâsılatı, ilama müstenit olmayan nafakalar, tekaüt maaşları, sigortalar veya tekaüt sandıkları tarafından tahsis edilen iratlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haz olunabilir Ancak hacz olunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez.” hükmünü getirmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 35. maddesine göre;

 
 
“Ücretin saklı kısmı Madde 35 – İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez veya başkasına devir ve temlik olunamaz. Ancak, işçinin bakmak zorunda olduğu aile üyeleri için hakim tarafından takdir edilecek miktar bu paraya dahil değildir. Nafaka borcu alacaklılarının hakları saklıdır.”

III- HACİZ İŞLEMİNDE İŞVERENCE YAPILMASI GEREKENLER

İcra Müdürlüğü’nden gelen tebligata cevap verilmediği ve/veya işçinin işten ayrıldığına dair İcra Müdürlüklerine bilgi verilmemesi halinde, İcra İflas Kanunu’nun 355, 356 ve 357 maddeleri gereğince, bilgi vermeyen sorumlu kişiler hakkında yasal işlem yapılacağı bildirilmiştir.
İcradan size maaş haczi yazısı geldiğinde öncelikle gelen tebliğ zarfının üzerine tebligatın geliş tarihinin yazılması gerekir. Çünkü icra ve iflas hukukunda süreler çok önemli olup, bu sürelerin hesabında tebellüğ tarihi esas alınır. Tebligatı aldıktan sonra 7 gün içerisinde cevap verilmesi gerekmektedir. Haciz tebligatına, işveren eğer şahıs ise kendisi veya avukatı, işveren şirket ise şirketi temsile yetkili kişi veya şirket avukatı cevap yazısını imzalamalıdır. Cevap yazısı iki nüsha olarak düzenlenip, bir nüshası icra müdürüne imzalatılarak saklanmalıdır.
İcra Müdürlüğü’nden gelen yazıda belirtilen kişi işyerinizde halen çalışıyor olabilir, daha önce çalışmış ve ayrılmış olabilir veya hiç çalışmamız olabilir. Her üç durumda da İcra Müdürlüğü’ne cevap verilmesi gerekir. Maaş haczi tebligatı alan işverenin yapması gereken  Maaş haczini tebliğ tarihinden itibaren çalışanına maaş ödemesi yaparken icra müdürlüğünün koyduğu oranda maaşını kesip kesmiş olduğunuz tutarı icra dosyasına yatırması gerekmektedir.
Haciz Kesintisi işleminde, 4857 Sayılı Kanuna göre işçinin ücretinin dörtte birine kadar haciz konulabilir. İcra Kesintisinin Hesaplanmasında İcra Müdürlüğü’nden gelen yazı esas alınır. İcra kesintisi, gelen yazıda bulunan “Alacak Miktarı” başlığı altındaki kriterlere uygun yapılmalıdır. Borçlunun net ücretinin dörtte birinin, yakacak yardımı, tazminat, ikramiye vb. tüm yan ödemelerinin tamamının veya yan ödemelerinin de dörtte birinin haczine karar verilebilir. İşveren belirtilen oran ve tutarda icra kesintisini yapmak zorundadır. İşveren borçlunun ücretinin net tutarının, dörtte birini bulur, “Alacak Miktarı” kısmında belirtilen kriterlere göre yan ödemelerin net tutarının tamamını veya net dörtte birini keserek ilgili İcra Müdürlüğü’ne gönderir. AGİ esas ücrete munzam tediyeler kapsamına girdiği için esas ücrete itibarı aranmaz dolayısı ile bu tediye kesilmez ve haczedilemez. Bu sebeple İcra Kesintisinin Hesaplanmasına dâhil edilmemelidir. Bazı durumlarda icrası olan personelin aynı zamanda nafaka kesintisi de bulunabilir. Bu durumda öncelik her zaman nafaka kesintisinde olmalıdır. İcra hesaplaması nafaka kesildikten sonra kalan net tutarlar üzerinden yapılmalıdır.
Personelin ücretsiz izne ayrılması durumunda, o ay içerisinde hiç çalışması yok ise ücreti hiç hesaplanmayacak dolayısıyla borç tutarı o ay için tahsil edilemeyecektir. Personelin işine geri dönmesi ve bordrolarının hesaplanmaya başlaması ile icra/nafaka kesintilerine de devam edilecektir. İcra dairesine bir bildirimde bulunulmasına gerek yoktur. Ayın bir kısmında ücretsiz izinde olan bir personel için ise tahakkuk eden ücretinden yasal sınırları içerisinde icra/nafaka kesintisi yapılabilecektir.
İcra kesintileri devam ederken icra borcunu kendisi toplu ödeme ile kapatan personeller öncelikle bu durumu işyerlerine bildirmelidir. İcra ödeme işleminin son bulması için personelin işyerine icra fek yazısı iletmesi gerekmektedir. Ödeme yapılarak icra kesintilerinin son bulduğunun icra fek yazısı ile bildirilmesi ile icra kesintilerine devam edilmez. İcra dairesine bir yazı ile bildirimde bulunulmasına gerek yoktur. Daha sonra icra dairesi tarafından icra kesintisini gerçekleştiren işyerine borcun kapandığına dair bir yazı iletilecektir.
Aynı çalışana ait birden fazla icra gelmesi durumunda; İcra yazıları geliş tarihlerine göre sıraya konularak, sırada olan haczin borç tutarı, personelin aldığı maaş bilgisi ve kesintinin yapılmaya başlandığı tarih belirtilerek, elden veya iadeli taahhütlü olarak icra müdürlüklerine her biri için ayrı bilgi verilir. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe, sonraki haciz için kesinti yapılamaz.
Çalışanın emekli statüsünde olması halinde; Ülkemizde pek çok kişi, emekli olduktan sonra hem emekli aylığını alıp hem de bir işyerinde ücret karşılığı çalışmaya devam etmektedir. Bu durumda kişinin iki ayrı maaş kalemi oluşmaktadır; biri SGK’dan almakta olduğu aylık, diğeri işverenden aldığı ücret. 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesi gereği, emekli aylıklarına-SGK alacakları ve nafaka alacakları hariç- haciz konulamamaktadır. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir. Yani emekli aylıkları sadece prim ve nafaka borcu için haczedilebilir. Bunun dışındaki borçlar için emeklinin izni olmadan haczedilemez. İlgili icra hâkimliğine haczedilemezlik şikâyetinde bulunduğunda, haciz kaldırılır. Fakat aynı emeklinin çalışmakta olduğu işyerinden aldığı ücretine haciz konulabilmektedir. Dolayısıyla haciz tebligatı yapılan kişi emekli yani Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) ile çalışan kişi de olsa, ücretinin dörtte biri kesilerek icra müdürlüğü hesabına yatırılması gerekir.
Ücretinden haciz kesintisi yapılmakta olan işçi işten ayrılırsa, ücret ya da tazminat alacağı varsa, bu alacağından kesinti yapılacağına dair kendisine bilgi verilir. Devam eden ve sıradaki icra dairelerine ise, işçinin SGK işten ayrılış bildirgesi eklenerek işçinin işten ayrıldığına dair bilgilendirme yazısı gönderilmesi zorunluluktur. İşçi işten ayrılırken eğer ihbar ve kıdem tazminatı tahakkuk etmişse, bunların da haciz kapsamında borca mahsuben işçiye değil icra müdürlüğüne ödenmesi gerekir.
İşçinin aile bireylerinin borcu sebebiyle ücretine haciz konulamaz. Borçlar hukukumuzda borcun şahsiliği ilkesi geçerlidir. Dolayısıyla işçinin eşi, çocukları veya diğer yakınlarının borcu sebebiyle ücretine haciz konulamaz.
Asıl işveren ve alt işveren ilişkisinin bulunduğu işyerlerinde haciz uygulaması yönünden her işveren kendi çalışanından sorumludur. Yani asıl işveren, alt işveren işçisinin haciz kesintisini takip etmek zorunda değildir. Nitekim Yargıtay, alt işveren işçisi için asıl işverene yapılan icra tebligatını geçersiz saymıştır(1).
Sık sık maaşına HACİZ gelirse işverenin çalışanın işine son verip-veremeyeceği de önemli ve bilinmesi gereken bir husustur. Sık sık maaşına HACİZ gelirse işverenin çalışanın işine son verebileceği, son verme nedenin geçerli sebeplerden sayılacağıdır. Geçerli sebep sayılma hususunda, işverenin “feshin son çare olması” ve “eşit işlem” ilkelerine uygun hareket etmesi gerekir. Yani işçinin uyarılması, yazılı savunmasının alınması, buna rağmen durumunda herhangi bir değişiklik olmazsa fesih yoluna gidilmesi gerekir. Ayrıca eşit işlem ilkesi gereği, her çalışan için benzer sürecin işletiliyor olması gerekir(2).

IV- ÜCRET DIŞINDAKİ ÖDEMELERDEN HACİZ KESİNTİSİ YAPILMASI:

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Haczedilemeyecek Mallar” başlıklı 70. maddesinde haczedilemeyecek mallar belirtilmiş olup; “Kısmen Haczedilebilen Gelirler” başlıklı 71. maddesinde ise aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları ve hâsılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirlerin kısmen haczedilebileceği, ancak haczedilebilecek miktarın üçte bir ile dörtte bir arasında olacağı vurgulanmıştır.
İcra İflas Kanunu’nun “Kısmen Haczi Caiz Olan Şeyler” başlıklı 83. maddesinde ise maaşların, tahsisat ve her nevi ücretlerin, intifa hakları ve hâsılatın, ilama müstenit olmayan nafakaların, tekaüt maaşlarının, sigortalar veya tekaüt sandıkları tarafından tahsis edilen iratların, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra hacz olunabileceği, ancak hacz olunacak miktarın bunların dörtte birinden az olamayacağı belirtilmiştir.
Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı gibi ödentilerin ücretten sayılacağına dair hüküm bulunmadığından tamamı haczedilebilir. Buna karşın ücret ve ücret olarak sayılan ödentilerin (ikramiye, prim, fazla çalışma ücreti, ek genel tatil ücreti, nakdi yardımlar gibi) dörtte birinden fazlası haczedilemez. 
İhbar ve kıdem tazminatı alacakları yönünden Yargıtay’ın uygulaması, bu tazminat kalemleri İcra ve İflas Yasası’nın 82. ve 83. maddelerinde sayılmadığı için tüm alacaklar için haczedilebileceği yönündedir(3).

6772 sayılı Yasa’nın 4. maddesine göre; “Aylık istihkakların hesabında fazla mesai, evlilik, çocuk zamları veya primleri, ayni yardımlar, hafta ve genel tatil ücretleri gibi esas ücrete munzam tediyeler nazarı itibara alınmaz. Bu tediyelerden çeşitli işçi sigortalarının icap ettirdiği primler kesilmez ve bu paralar borç için haczedilemez.”  Bu düzenleme çerçevesinde; borçlunun 6772 sayılı Yasa kapsamında ödenen ikramiyesinin haczi mümkün değildir. 6772 sayılı Yasa kapsamında olmayan ikramiyelerin haczi ise mümkündür.

V- SONUÇ

Yapılan harcamaların gelir ve gider dengesini aşması ve başkaca nedenlerle çalışanların borçlarını ödeyememe sonucunu ortaya çıkarmakta ve bu kapsamda da ücret ve diğer alacaklarından haciz kesintisi uygulaması ile borcun tahsili yoluna gidilmektedir. İşverenler, işçinin ücretinden yapılacak haciz kesintisinde doğrudan değil dolaylı muhataptır. Burada esas olarak işçi ile bir diğer kişi/şirket/kurum arasında borç-alacak ilişkisi vardır. Fakat işçinin bu borcu zamanında ödememesi ve konunun icra takibi aşamasına gelmesi, işvereni de sürece dâhil etmektedir. İcra İflas Kanunu’nun 355, 356 ve 357. maddelerindeki yükümlülükler de dikkate alınarak beklenmeyen maliyet ve cezai işlemlerle karşılaşmamak için gerekli işlemlerin yapılması gerekmektedir.
Makalemizin başlığını oluşturan husus ile ilgili olarak; mevzuatta Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı gibi ödentilerin ücretten sayılacağına dair hüküm bulunmadığından tamamı haczedilebilir. Buna karşın ücret ve ücret olarak sayılan ödentilerin (ikramiye, prim, fazla çalışma ücreti, ek genel tatil ücreti, nakdi yardımlar gibi) dörtte birinden fazlası haczedilemez6772 sayılı Yasa’nın 4. maddesine göre bu Yasa kapsamında ödenen ilave tediyelerin haczi mümkün değildir. 6772 sayılı Yasa kapsamında olmayan ikramiyelerin haczi ise mümkündür. Gerek 6183 sayılı Kanun, gerekse de 2004 sayılı Kanun gereğince her nevi ücretlerin en az 1/4’ü hacze konu olabilmekte iken asgari geçim indirimi tutarları alınmaktan vazgeçilen vergi tutarı olarak değerlendirildiğinden ücret olarak kabul edilmemekte, dolayısıyla da, asgari geçim indirimi tutarının haczedilmesi mümkün olmamaktadır.