Danıştay 4. Daire
Tarih    : 08.11.2018
Esas No : 2015/8530
Karar No : 2018/10615
GVK Md. 75
İCRA YOLUYLA TAHSİL EDİLEN ALACAK NEDENİYLE ELDE EDİLEN FAİZ GELİRİNİN VERGİLENDİRİLMESİ

İcra yoluyla tahsil edilen senede bağlı alacak nedeniyle elde edilen faiz gelirinin menkul sermaye iradı olduğu hk.

İstemin Özeti: Davacı adına, icra müdürlüğü kanalıyla tahsil ettiği faiz gelirini beyan etmemesi nedeniyle vergi inceleme raporuna istinaden 2009 yılına ilişkin olarak tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin iptali istemiyle dava açılmıştır. Vergi Mahkemesinin kararıyla; Gölbaşı İcra Müdürlüğü’nün 2009/916 no.lu dosyasında icra takibine konu edilen senet nedeniyle icra dosyasına 2009 yılında 203.982,00 TL ödemenin yapıldığı ve bunun 158.799,76 TL’sinin fer’i, 45.182,24 TL’sinin asli alacak olduğunun yazılan 20.06.2013 tarihli yazıdan anlaşıldığı, senede bağlanmış alacak nedeniyle elde edilen ve gelir vergisi kanunu yönünden menkul sermeye iradı niteliğinde olan faiz geliri üzerinden tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Karar: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz isteminin reddi ile Vergi Mahkemesinin kararının onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde Danıştay’da kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, oyçokluğuyla karar verildi(*).

(*)         KARŞI OY: Davacı adına, icra müdürlüğü kanalıyla tahsil ettiği faiz gelirini beyan etmemesi nedeniyle vergi inceleme raporuna istinaden 2009 yılına ilişkin olarak tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin iptali istemiyle açılan davayı reddeden mahkeme kararı temyiz edilmiştir.
             Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesinin 1. fıkrasında, sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkül sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratların menkul sermaye iradı sayıldığı, 6. bendinde de, kaynağı ne olursa olsun, her nevi alacak faizleri, (adi imtiyazlı, rehinli, senetli alacaklarla cari hesap alacaklarından doğan faizler ve kamu tüzel kişilerince borçlanılan ve senede bağlanmış olan meblağlar için ödenen faizler dahil) menkul sermaye iradı olarak tanımlanmıştır.
             Dosyanın incelenmesinden, davacının icra takibine konu senetle … adlı kişiye borç verdiği, borcun vadesinde ödenmemesi üzerine senedin icraya konulduğu ve Gölbaşı İcra Müdürlüğü’nün 2009/916 no.lu dosyasında icra takibine konu edilen senet nedeniyle icra dosyasına 2009 yılında 203.982,00 TL ödemenin yapıldığı ve bunun 158.799,76 TL’sinin fer’i, 45.182,24 TL’sinin asli alacak olduğunun 20.06.2013 tarihli yazıdan anlaşıldığı, davacının elde ettiği menkul sermaye iradı niteliğinde olan söz konusu 158.799,76 TL faiz gelirini 2009 yılı gelir vergisi beyannamesinde beyan etmemiş olması nedeniyle hakkında vergi inceleme raporu düzenlendiği ve bu vergi inceleme raporuna istinaden elde edilen 158.799,76 TL faiz geliri üzerinden hesaplanan gelir vergisinin vergi ziyaı cezasıyla birlikte davacı adına tarh edildiği görülmektedir.
             Yukarıda sözü edilen düzenleme uyarınca, alacak faizinin menkul sermaye iradı sayılabilmesi için, borcun faiz karşılığı verilmiş olması gerekmektedir. Olayda ise davacının faiz karşılığı borç verdiği saptanmadığı gibi söz konusu faiz, borcun vadesinde ödenmemesi üzerine alacağın icra yoluyla tahsili sırasında, borcun zamanında ödenmemesi nedeniyle uğranılan zarar karşılığı ödenen temerrüt faizi niteliğinde olduğundan, elde edilen faizin Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesi uyarınca alacak faizi olarak nitelendirilip bulunan matrah üzerinden yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.